• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 6 °C
  • Lefkoşa 16 °C
  • Kazan -7 °C
  • Bakü 9 °C
  • Aşkabat 9 °C

Soydaşından Daha mı Önemli?

Halil ÜLKER

Türk dış politikasının oluşmasında, Türkiye’nin jeostratejik konumu kadar, politika belirleyicisi konumunda olan kişilerin felsefeleri, ilkeleri ve amaçları da çok önemlidir.

 

Tarih boyunca pek çok kere politikayı belirleyici konumdaki kişilerin felsefeleri dış politikada devlet olarak gözümüzü kör etmektedir. Özellikle söz konusu soydaşlarımız olduğunda ülkenin yaptığı gereksiz antlaşmaları maalesef soydaşlarımızın üstünde tutmuşuz.

 

18. yüzyılda Buhara Hanlığı (Özbekler) Türkistan’daki Rus işgaline karşı Osmanlı Devletinden yardım istemiş, ancak Osmanlı Devleti Ruslar ile antlaşma yaptığı ve Rusya’dan çekindiği için Buhara Hanlığına yardım etmemiştir. Ancak Türkistan’da ki iç çekişmeleri bitirmeleri konusunda tavsiyeler vermiştir.

 

Osmanlı Devleti’nin tarihte defalarca kez Türkistan ahalisine yardım ettiği ve kendi çıkarlarından dolayı da pek çok kere yardımı reddettiği görülmektedir.

 

Suriye iç savaşının başladığı 2011 senesinden bu yana yine Rusya Türkistan’da ve Ortadoğu’da gücünü oldukça arttırmış, bu da dünyanın hızla çift kutuplu soğuk savaşa doğru yaklaştırmıştır. Türk Dış politikasında bu tarz durumlarda genel olarak uygulamaya çalıştığı sarkaç politikası gereği dönemsel olarak Rusya’ya yanaşmışız. Rusya ile ilk yanaşmamız 2013 senesiydi. Bu yakınlaşmayı fırsat bilen Ruslar Ukrayna’da fitili ateşledi.  Rus yanlısı olan Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in 2013'ün sonlarında, Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşmasını imzalamayacağını açıklamasıyla başkent Kiev’de Batı yanlılarının başlattığı protestolar sonucunda Ukrayna’da yönetim devrildi.

 

Ukrayna’da yaşanan devrimin ardından Kırım sokaklarında, meydanlarında, üzerlerinde herhangi bir ülke aidiyet işareti bulunmayan askeri kıyafetli, eli silahlı kişiler kol gezmeye başladı. "Yeşil adamlar" olarak adlandırılan bu silahlı kişiler, Kırım’ın kamu binalarını işgal etti, yönetimi ele geçirmeye çalıştı. Rus yanlısı, eli silahlı grupların işgal ettiği yerlerden birisi de parlamento binasıydı.

 

Yeşil Adamların kontrolündeki Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu Kırım’ın geleceğini kararlaştırmak üzere 6 Mart'ta toplantı yapma kararı aldı. Parlamentodan, "Kırım, Ukrayna'nın bir parçası olarak mı kalsın yoksa Rusya'ya mı bağlansın" sorusunun yöneltileceği referandum kararı çıktı.

 

Referandum kararına uluslararası kuruluşlar tepki gösterdi. Türkiye’den çıt çıkmadı. Liderler, Kırım'da referandum kararının "gayrimeşru, anayasaya ve uluslararası kanunlara aykırı" olduğunu vurguladı. Türkiye sessizliğini korudu.

 

Kırım Tatar Milli Meclisi'nin boykot kararı aldığı referandum, 16 Mart 2014'te yapıldı. Bu süreçte Rus yanlısı olmayanlara baskı uygulayan, binlerce Kırım Tatarı ve Ukraynalı'nın evlerini terk etmesine neden olan "yeşil adamların kontrolündeki sözde referandumda, Kırım’ın Rusya'ya bağlanması yönünde karar çıktığı açıklandı. Türkiye’de halk sokaklarda birkaç cılız gösteri yaptı. Ancak hükümetten bir kınama mesajı dahi yayımlanmadı ve Kırım işgalinin üzerinden 4 yıl geçmesiyle birlikte artık Türkiye’de halkın da büyük çoğunluğu hükümet gibi sessizleşti, Kırım’ı unuttu.

 

Aynı şey bu gün de Doğu Türkistan’da yaşanıyor. BM gibi işlevselliğini kaybetmiş bir kurum dahi Çin Komünist Partisinin Doğu Türkistan’da yaptıklarını rapor halinde dünyaya anlatıyorken Doğu Türkistanlı soydaşlarımızın umut bağladığı Tükriye’den çıt çıkmıyor. Tarih boyunca Türk’ün başına bela olan Çin- Rusya-İran üçlüsünün arasında sıkışmış kalmış pozisyonda bulunan Türkiye kendi dış politikasındaki beceriksizliklere Doğu Türkistan’ı kurban ediyor. Bilinen rakamlarla bu gün 1,5 milyon Doğu Türkistan’lı Çin Nazi kamplarında esir. Dışarıdakilerin ise evlerinde çinliler “Kardeş” adı altında zorla ikamet ettiriliyor. Türkiye’den malzeme götürüp satanlar tutuklanıyor, Evlerinde Türkiye’den kitap bulunduranlar tutuklanıyor, çocuklarını Türkiye’ye okumaya gönderenler tutuklanıyor. Düşünen, üreten bilim insanları tutuklanıyor. Tutuklananların çoğunun akıbeti belirsiz. Türkiye’deki politika kurucular ise bu duruma maalesef sessiz.

 

Türkiye’deki politika kurucular soydaşlarının çektiği zulmü görmezden geliyor ve maalesef zulme uğrayan Türk olunca bir Mısırlı Rabia kadar değeri olmuyor.

 

Bir gün Türk Dış politikasının politika belirleyicisi konumunda olan kişilerin felsefeleri, ilkeleri ve amaçlarından ziyade Türk Milletinin topyekün çıkarlarını gözeten bir hale gelmesi umuduyla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Türk Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.