• BIST 105.324
  • Altın 146,472
  • Dolar 3,4715
  • Euro 4,1666
  • İstanbul 34 °C
  • Ankara 29 °C

Erdoğan Ödül Töreninde Konuştu

Erdoğan Ödül Töreninde Konuştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Necip Fazıl Kısakürek Ödül Törenine katılarak konuşma yaptı.

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Necip Fazıl Ödülleri'nin ülkemizin en itibarlı ödülü konumuna geleceğine inanıyorum. Üstadın nefesini birazcık da olsa almış, gönüldaşlık yapmış, onunla teşriki mesaide bulunmuş bir kardeşiniz olarak, bir Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlere gereken desteği vermeyi sürdüreceğim." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Star gazetesinin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği 3. Necip Fazıl Kısakürek Ödül Töreninde yaptığı konuşmada, ödüllerin, yayın hayatı, edebiyat ve fikir dünyası için hayırlara vesile olmasını dileyerek, ödül alanları tebrik etti.

"Şiirde, fikirde, aksiyon ve sanatta cumhuriyet tarihinin şahikalarından" Üstat Necip Fazıl Kısakürek'i rahmet, minnet ve özlemle yad ettiğini ifade eden Erdoğan, "Rabbim ondan razı olsun. Cennetiyle, cemaliyle onu müşerref kılsın." ifadelerini kullandı. 

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ödüllerin artık kritik eşiği aşarak kalıcı olma yolunda, uluslararası mesafe kat edeceğine inandığını dile getiren Erdoğan, Esmedya Grubu'na, ödülleri destekleyen Kültür ve Turizm Bakanlığına ve ödül jürisine teşekkür etti.

Ödüllerin her yıl çıtayı daha ileriye taşıdığını, fikir, sanat ve edebiyat hayatında bir mihenk taşına dönüşme yolunda ilerlediğini kaydeden Erdoğan, "İnşallah bu başarının kalıcı olacağına ve Necip Fazıl Ödülleri'nin ülkemizin en itibarlı ödülü konumuna geleceğine inanıyorum. Üstadın nefesini birazcık da olsa almış, gönüldaşlık yapmış, onunla teşriki mesaide bulunmuş bir kardeşiniz olarak, bir Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlere gereken desteği vermeyi sürdüreceğim." dedi. 

Törende 5 farklı dalda 6 şair, yazar, hikayeci, mütefekkir ve ilim adamına ödüllerinin takdim edileceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Şiir alanında 'Mesele sözün ağızdan çıkması değil, onun kalpte hasıl ettiği titreşimdir, muhayyilede bıraktığı kalıcı izdir. Başka türlü inmez bir imge hayalin bahçesine' diyerek 50 yıldır kelimelerin kilidini açan, eskilerin ırmak gibi şairlerinin peşinde bir ömür geçiren Şair Ebubekir Eroğlu'nu tebrik ediyorum. Fikir ve araştırma alanında ödüle layık görülen Yaşar Çağbayır'ı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Üstat Necip Fazıl, 'Dilden daha büyük, dilden daha aziz, dilden daha gerçek, dilden daha müdafalı vatan olmadığını' ifade eder. Yaşar Çağbayır Hocamızın gayretlerinin bu aziz vatanın korunması, emanetin yeni nesillere daha zengin bir şekilde teslim edilmesi noktasında çok büyük katkıları olacağına inanıyorum. Bu vesileyle Hocamızın 310 bin kelimeden oluşan 10 ciltlik muhteşem eserini yeniden yayınlayan TİKA'ya da teşekkür ediyorum. Hikaye ve roman alanında ise eserleriyle kültür, düşünce ve edebiyat hayatımızda şimdiden kendine münhasır yer edinen Cihan Aktaş Hanımefendi'yi görüyoruz. 'Sanat bütün faniliğe karşı bir kalma çabası, bir olma çabası' diyerek yıllardır insana, hayata, kadına, bireyin iç dünyasına dair nitelikli, derinlikli eserler yazan Cihan Aktaş Hanımefendi'yi huzurlarınızda şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Bu yıl ilk kez takdim edilecek olan Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü'nü son derece yerinde bir takdir olarak gördüğümü de belirtmek isterim. Zira, Üstat her daim 'Millet tarlasını genç fidanlar ve yeni ekinlerle donatmanın' gayreti içinde olmuştur. Bu alanda 2 genç kardeşimiz ödüle layık görülmüştür. Modern hayatın üstünü örtmeye çalıştığı bütün güzellikleri, bütün incelikleri latif bir dille şiirlerinde nakış nakış işleyen şair Emel Özkan ile 'Adem'in Kekliği ve Chopin' ve 'Bozkırda Altmışaltı' isimli iki hikaye kitabıyla gönüllerimizi fetheden bozkırın kalemi Mustafa Çiftci'yi de içtenlikle tebrik ediyorum. Anadolu'nun bereketli ikliminde boy veren bu iki genç yetenekten inşallah gelecekte de çok değerli nitelikli, yüreğimize dokunacak daha nice eserler bekliyorum, bekliyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Saygı Ödülü'nün bu yıl "Türk hikayesinin coşkun pınarı, modern zaman dervişi" Mustafa Kutlu'ya tevcih edilmesini son derece yerinde bulduğunu dile getirdi. Erdoğan, Kutlu için, "Onun halini yaratana arz etmekten ibaret olan" hikayelerinin sayfaları yarım asırdır okuyucularının gözlerinden süzülen yaşlarla ıslanıyor. Kendisi ya tahammül ya sefer diyerek çıktığı kutlu yolda 50 yıldır yılmadan, yorulmadan Anadolu'nun irfanını, vicdanını, sadeliğini en güzel şekilde kaleme ve kelimelere döküyor" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "14 yıldır devlet ve milletin barışmasından, kucaklaşmasından rahatsız olan bu çete, tıpkı 27 Mayıs'ta olduğu gibi darağaçları üzerinden iktidara yürüyecekti. Bizi Menderes'in akıbetiyle tehdit etmeleri asla boşuna değildir. Ağızlarından -affınıza sığınıyorum- salyalar akarak 'Şafakta asacağız' diye efelenmeleri asla kurusıkı bir tehdit değildir." dedi.

3. Necip Fazıl Kısakürek Ödül Töreninde Erdoğan, ömrünü vakfettiği Dergah dergisinin hem bir ekol hem de bir okul olduğunu belirttiği yazar Mustafa Kutlu’yu geçmek bilmeyen bir zamana benzetti.

Erdoğan, "Onun her hikayesi, her sohbeti, gazetelerde neşredilen her fıkrası, hakikatli bir kitaptır. 'İster ferdi, ister içtimai olsun, yazdıklarım tercüme-i ahın tezahürüdür' diyen Mustafa Kutlu ağabeyin son nefesine kadar yazmaya, insanın insanlık halini anlatmaya devam edeceğine inanıyorum. Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin." dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Diriliş neslinin ağabeyi Sezai Karakoç, üstat Necip Fazıl’ın edebiyat ve düşünce hayatındaki yerini şöyle anlatıyor; 'Necip Fazıl şiiri, her şeyin bittiği, kendi dünyamızın kapandığı, yaşamaya ve var olmaya yeniden başlayıp, başlanmayacağının sorulduğu anda doğmuş, insanın toprağa ilk ayak bastığı andan bihaber olmuştur toplumumuz için. Ölmüşüz ama işte dirilmekteyiz.' Evet üstat Necip Fazıl, Allah ve ahlak demenin yasak olduğu, baskının, iptidailiğin, yabancılaşmanın her tarafı kapladığı o meşum yıllarda Müslüman asaleti ve cesaretinin timsali olarak sesini yükseltmiştir. Kendi ifadesiyle 'Başında kim bulunursa bulunsun veya bulunmazsa bulunmasın, madem ki ben varım, Türkiye vardır' diyerek direnişinin, dirilişin, öz güvenin sembolü olmuştur. O dönem fikir ve yazı dünyasında mebzul miktarda bulunan işporta aydınları, bileğini bükemedikleri, kalemini kıramadıkları Necip Fazıl’ı uzun yıllar ademe mahkum etmeye, yok saymaya çalışmış ancak elhamdülillah muvaffak olamamışlardır. Kendisi kibir satanlara, kendilerini bir şey sananlara ve sapıklıkları içinde mağrur ve mesut yaşayanlara karşı mukaddes dinimizden aldığı emirle tepeden bakmayı hiçbir zaman ihmal etmemiştir."

Erdoğan, Necip Fazıl'ın 30 küsur yıl canını dişine takarak ve "Küfür kilerinden ekmek yemektense İslam çilehanesinde aç kalmayı tercih ederek çalışıp, çabalayarak fikir Mehmetçikleri yetiştirmek için ömrünü" vakfettiğini anlattı.

Necip Fazıl'ın, eleştirileceğini, yenileceğini, dışlanacağını bilmesine rağmen bağrından çıktığı millete bir kurtuluş reçetesi sunma cesaretini gösterdiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Üstadın en büyük katkısı öz yurdunda parya muamelesi gören yüzüstü çok sürünen bu millete, tarih sahnesine tekrar çıkmak için ihtiyacı olan öz güveni aşılamasıdır. Kimsenin icazetine, inayetine muhtaç olmadan ruh kökünden aldığı kuvvet ve aldığı cesaretle bu millete var olabileceğini göstermiştir.  Üstadın en önemli sermayesi samimiyetidir. Onun en büyük şiarı sahici olmaktır. Şüphesiz Necip Fazıl’ı en iyi yine kendisi, kendi kelimeleri anlatır. 'Karşınızda bir adam var. Necip Fazıl Kısakürek. Türktür. Anadoludur. Maraşlıdır. İslamiyet’ten başka tek kaynak tanımaz. Topyekun kainatın o kaynakta bir köpükçük olduğuna inanır. Peygamberler peygamberinin  en hakir kölesine ebedi köleliği, dünya ve ahirette en büyük rütbe bilir. Kendisini en basit müminin çarığının altındaki çamurdan aşağı görür. Fakat 'Allah’ın nimetini takdis et' emriyle de haykırmaktan çekinmez.' İşte Necip Fazıl."

Erdoğan, "Evet Necip Fazıl böyle bir insan, böyle bir adamdır. O ,78 yıllık ömrünü davasına adamış aksiyon ve dava adamı. 40 yıl boyunca mahut buz dağını, kendi ifadesiyle hohlaya hohlaya eritmeyi göze alan bir sabır abidesidir. Üstat inkisarla pişmiş, ıstırapla erimiş bir ruh haliyle memleketin manevi imarına katkıda bulunmayı şiar edinmiş bir kıyam şairidir ve Necip Fazıl imanıyla, ihlasıyla, ahlakıyla şecaatiyle, terkibiyle, tahliliyle bizimdir, bu milletindir, tüm Türkiye'nindir." diye konuştu.

Sier'den, ilmihale, tiyatrodan şiire, tarih kitaplarından, ilmi eserlere, tasavvufa kadar, edebiyat, kültür ve sanatın her alanında coşkun bir pınar gibi akan üstadın, sadece şiire, sloganlara belli kalıplara hapsedilemeyeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Onun fikrimizin çerçevesi dediği 'Büyük Doğu' başta olmak üzere düşünce, siyaset, ideoloji alanlarında kaleme aldığı eserlerini okuma listemizin en üst sıralarına yerleştirmeliyiz. Bu doğrultuda ortak gayretlerimiz neticesinde son yıllarda serdedilen iştiyakı, kitap, konferans ve eserleri çok çok değerli buluyorum. Fakat mevcutla iktifa edemeyeceğimizin de şuurunda olmalıyız." değerlendirmesini yaptı.

 

- "Gençlerimizi internet ve sosyal medya esaretinden kurtarmalıyız"

Erdoğan, "Gençlerimizin internetin ve özellikle sosyal medyanın esiri olduğu, 140 karakterin birkaç kelimelik aforizmaların sınırlarına hapsolduğu, 10 santimlik ekranların içinde hayatlarını heba ettiği şu dönemde Necip Fazıl’ı anlama yönündeki çalışmalarımızı daha da artırmalıyız. Çile ve Kaldırımlar şairini, onun davasını, bize kazandırdığı bütün hasletleri genç nesillere çok iyi anlatmalıyız." ifadelerini kullandı.

Necip Fazıl’ın ömrünü vakfettiği davanın, onun geride bıraktığı mirasın, onun cesur duruşunun, bilhassa 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok daha iyi anlaşılması gerektiğine inandığını belirten Erdoğan, "Çünkü 15 Temmuz gecesi yaşananlar bu ülkenin tarihinde tecrübe ettiği en büyük ihanetlerden biridir. 15 Temmuz, bu ülkeyi mayasından, ruh kökünden, kadim değerlerinden koparmak için yapılmış topyekun bir işgal girişimidir. O gece silahlarının namlularını kendi insanına doğrultanlarla ömrü boyunca Necip Fazıl’ın mücadele ettikleri arasında emin olun hiçbir fark yoktur. Üstadın ifadesiyle lezzetsiz, ifadesiyle yine çilesiz, ifadesiyle yine hikmetsiz dinde ne tarh ne zan olmayacağından habersiz kaba softa, ham yobaz bir güruh Pensilvanya’daki şarlatandan aldıkları işaretle bu millete pusu kurmuşlardır. Kendi ikballeri, kendi sapkın ideolojileri için kan dökmekten, can almaktan dahi çekinmemişlerdir." diye konuştu.

Namuslarına emanet edilen silahları, o silahların asıl sahiplerine doğrultanların, sadece meşru iktidarı alaşağı etmeyi hedeflemediklerine işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

"Aynı zamanda merhum Menderes’le başlayan, merhum Erbakan, Özal, Türkeş ve Yazıcıoğlu ile devam eden, bizim de uğrunda tüm ömrümüzü harcadığımız büyük ve güçlük Türkiye idealine son vermek istiyorlardı.  14 yıldır devlet ve milletin barışmasından, kucaklaşmasından rahatsız olan bu çete, tıpkı 27 Mayıs'ta olduğu gibi darağaçları üzerinden iktidara yürüyecekti. Bizi Menderes'in akıbetiyle tehdit etmeleri asla boşuna değildir. Ağızlarından -affınıza sığınıyorum- salyalar akarak 'Şafakta asacağız' diye efelenmeleri asla kurusıkı bir tehdit değildir. O gece, 'Ateş serbest, ezin, taviz yok, sakın tereddüt etmeyin, vurun' diyerek, 248 vatan evladını şehit eden 2 bin 193'ünü yaralayanların sergilediği vahşeti ve caniliği biz, en son Anadolu'nun işgalinde yaşadık. O gece bir tarafta ruhunu ve vatanını 1 dolara satan alçaklar vardı, diğer tarafta ise 'Canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diye haykıran vatan aşıkları vardı. Bir tarafta tıpkı 100 yıl önce Beyoğlu sırtlarında olduğu gibi işgalcilere alkış tutanlar, diğer tarafta istiklali ve istikbali için şehadete elinde Türk bayrağıyla yürüyerek, gülümseyerek yürüyenler vardı. Bir tarafta çıkarları için ölüm kusanlar vardı, diğer tarafta istiklali ve istikbali uğruna şehadet için ölüme koşanlar vardı. Dolaştığımız, ziyaret ettiğimiz evlerde dinlediklerimizle, 'Elhamdülillah ne büyük bir milletin, ne aziz bir milletin mensuplarıyız' diye herhalde müsaade ederseniz gururlanmak hakkımızdır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yeni Türkiye'nin kurucu iradesi 15 Temmuz'da sokaklarda 7 Ağustos'ta da Yenikapı Meydanı'nda tecessüm etmiştir. Birileri rahatsız olsa da tecessüm etmiştir. O an, o anlık değildi aslında ama onu hala hazmedemeyenler var. Niye? Ruh dünyaları karışık da onun için." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Star gazetesinin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği 3. Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri Töreninde yaptığı konuşmada, Allah'ın inayeti, milletin direnişi, içeride ve dışarıda milyonlarca insanın duasıyla Türkiye yeniden felaha kavuştuğunu ifade etti.

Erdoğan, "Asla unutmayalım. 15 Temmuz, sadece ihanet, hınç, acı ve kan değildir. Aynı zamanda 15 Temmuz tıpkı İstiklal Harbi gibi bir kıyamdır, bir muştudur, bir iftihardır. 15 Temmuz, bir milli şahlanıştır. Adeta Çanakkale'ye eş bir kahramanlık destanıdır. Anadolu toprakları o gece bir kez daha Türk milletine vatan kılınmıştır, elhamdülillah. Hepsinden de öte 15 Temmuz yeni Türkiye'nin cemresidir, öyle bakıyorum. Yeni Türkiye'nin kurucu iradesi 15 Temmuz'da sokaklarda 7 Ağustos'ta da Yenikapı Meydanı'nda tecessüm etmiştir. Birileri rahatsız olsa da tecessüm etmiştir. O an, o anlık değildi aslında ama onu hala hazmedemeyenler var. Niye? Ruh dünyaları karışık da onun için." diye konuştu.

Milletin, kanı pahasına bu devletin de ülkenin de yegane sahibinin kendisi olduğunu, hür iradesine asla zincir vurdurmayacağını o gece tüm dünyaya ilan ettiğini ifade eden Erdoğan, "Üstat Necip Fazıl, adeta o geceyi işaret edercesine bakınız ne diyor: 'Arttığını zannettiğimiz küfür, tükenmez pekmezi tarzında sulana sulana büyürken biz pekleşe pekleşe büyüyoruz. Bu bakımdan hiç şüphe etmeyin, istikbal bizimdir.' Evet, Üstadın dediği gibi istikbal bizimdir. İstikbal, Anadolu bozkırlarında Ömer Halisdemir gibi şeref timsali askerler yetiştiren babalarındır. İstikbal 'Bir bacak nedir ki vatan için feda olsun' diyen öğretmenlerindir. İstikbal, bir yıllık hasadını çocuklarının rızkını, ülkesi için gözünü kırpmadan ateşe veren çiftçilerindir. Şair, 'Hem sütünden hem kanından hem canından bu sendeki huy ey oğul' diyor ya istikbal işte Abdullah Olçok gibi henüz 17 yaşında körpe bir fidanken babasıyla beraber şehadete yürüyen asil gençlerindir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikbalin, ellerinde bayrakları, dillerinde duaları ve yüreklerinde imanlarıyla tankların karşısında set kuran kadınların olduğunu anlatarak, "İstikbal, 29 gün boyunca vatan için iradesi için bağımsızlığı ve geleceği için nöbet tutan tüm Türkiye'nindir. İnşallah sorumluluk sahibi olarak bizler, fikir sanat ve yayın hayatımızın öncüleri olarak sizler, o gece yaşananlardan gerekli dersleri çıkararak Yeni Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz, ihya edeceğiz. Kimsenin ötekileştirilmediği, hiç kimsenin hor, hakir görülmediği 79 milyonun tamamının 'Benim' diyerek bağrına bastığı bir yönetim anlayışını hep beraber tesis edeceğiz." diye konuştu.

"Zalime merhamet, mazluma zulümdür" ilkesini asla akıllarından çıkarmadan adil, müşfik ve güçlü bir yapıyı el ele vererek kuracaklarını söyledi.

Milletin sahip çıkması halinde Türkiye'yi hedeflerinden ulaşmaktan hiç kimsenin alıkoyamayacağını vurgulayan Erdoğan, "Sizler destek olursanız bu ülke evelallah pekleşe pekleşe büyümeye devam edecektir. Ben sizlerden, kaleminizden özellikle fikir çilenizle alanınızdan ilmek ilmek akan terinizle bu kutlu mücadeleye katkı vereceğinizden hiç şüphe etmiyorum. Geleceğimiz için çocuklarımızın istikbali için gözlerini ve gönüllerini Türkiye'ye kilitlemiş yüz milyonlarca mağdur ve mazlum için yükümüze omuz vermenizi özellikle rica ediyorum" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, tekerlekli sandalyede evlat hasretiyle son nefesini veren Halepli anneler için sahilde top oynarken katledilen şehit edilen Gazzeli çocuklar için, evleri ocakları başlarına yıkılan Arakanlı yetimler için bu kavgayı vermeye devam etmeleri gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu kimden bekleniyor biliyor musunuz? Türkiye'den, Türk milletinden... Mustafa Kutlu ağabeyimizin yakarışlarıyla sizlere seslenmek istiyorum, 'Bir şey yap güzel olsun, huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin. Bir şey yap, doğru olsun, insanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun, rüzgara ve akıntıya kapılmasın, kırılsın lakin eğilip bükülmesin. Bir şey yap, iyi olsun hizmetten, hürmetten merhametten müteşekkil olsun, kalpleri yumuşatsın, garibin, yolcunun zayıfın derdine derman olsun."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Parlamento'ya sunulan yeni anayasa çalışması hususunda da Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bu çalışmada emeği geçenlere teşekkür ederek, "Temenni ediyorum ki Parlamento bu konuda inşallah beklenen, arzulanan kararı verir ondan sonra da millet gerçek kararı vermek suretiyle Türkiye yol almaya devam eder. Bu düşüncelerle bir kez daha Necip Fazıl Kısakürek Ödüllerini alan edebiyat, sanat ve ilim insanlarımız gönülden tebrik ediyorum. Esmedya Grubunu bu güzel organizasyon için kutluyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarınki Mevlit Kandilini kutlayarak, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Bu haber toplam 278 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bir Günlük Yas İlan Edildi11 Aralık 2016 Pazar 15:17
  • Aliyev'den Saldırıya Sert Tepki11 Aralık 2016 Pazar 15:14
  • Mehmet Görmez Pakistan'da11 Aralık 2016 Pazar 15:08
  • CHP'DEN Saldırıya Tepki11 Aralık 2016 Pazar 15:05
  • Erdoğan'dan Yararlılara Ziyaret11 Aralık 2016 Pazar 15:01
  • Avrupa Birliği'nden Manidar Tepki11 Aralık 2016 Pazar 02:27
  • Maalesef Şehitlerimiz ve Yaralılarımız Var11 Aralık 2016 Pazar 01:44
  • Bakan Soylu'dan Patlamayla İlgili Açıklama11 Aralık 2016 Pazar 01:03
  • Erdoğan'dan Patlamayla İlgili Telefon11 Aralık 2016 Pazar 00:04
  • Patlamayla İlgili Bursaspor'dan Açıklama11 Aralık 2016 Pazar 00:01
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Türk Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 501 01 99