• BIST 94.887
  • Altın 244,793
  • Dolar 6,3500
  • Euro 7,4102
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 23 °C
  • Kazan 10 °C
  • Aşkabat 27 °C
  • Lefkoşa 30 °C
  • Bakü 21 °C

ABD SORUNUNUN BAŞKA YÜZÜ

CİHAN MOĞULTAY

 

   Ülkemizde maalesef çok uzun bir zamandır baş gösteren bir ekonomik kriz var. Reel piyasalardan daha reel olan hane halkının alım gücünün düşmesi ile mutfak masraflarının ne önlemez yükselişi ne yazık ki devam ediyor. Bunun sebeplerinden bazıları olarak dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik çalkantılar, hemen yanı başımızda cereyan eden, hatta değil yanı başımızda içimizde cereyan eden Suriye meselesi, İran’a yönelik ambargo ve Irak’taki siyasi boşlukları sayabiliriz. Hatta iç savaş nedeniyle ülkemize sığınan Suriyeliler’in bile fiyatların artmasına sebep olduğunu söyleyebiliriz. Bütün bunların en üst noktası olarak da Dolar ve Euro’da yaşanan ve bizim tarafımızdan engellenemeyen artışı da ekleyebiliriz.

    1978 yılından beri karşılıksız olarak basılan dolar, bu gün değil bizim bütün dünyanın çöküşünü hazırlıyor. Aslında dünyada 2008 yılında yaşanan ve ‘’Hamdolsun bizi teğet geçen’’ ekonomik krizin daha da büyüğü yaşanmak üzere, hatta yaşanıyor da sadece malûmun ilânı yapılmadı o kadar. Benim ise asıl değinmek istediğim bütün bunların dışında gıda sektörüyle ilgili.

   Günümüzde birçok alanda olduğumuz gibi maalesef tarım alanında da dışa bağımlıyız. Hatta neredeyse sadece ve sadece Amerika’ya. 1983 – 84 ve 85 yıllarında rahmetli Turgut Özal’ın önce tohum fiyatlarını, sonra ithalatını ve sonrasında da özel sektöründe bu işe girmesine cevaz vermesiyle maceramız başlıyor. Belki de hız kazanmış oluyor. Tabi bu yıllardan sonra gelen iktidar partileri de bu işe çanak tuttular. 1983 yılından günümüze kadar olan süreçte bir çok kritik tarihler var. Mesela 1997:

   1997 senesinde Monsanto isimli firma tarım ilaçları ithalatı vasıtasıyla Türkiye pazarına girdi. Monsanto o tarihte bir Amerikan firması. Günümüzde, yani 2018 yılında ise Almanlar’ın katil ilaç firması Bayer’e satıldı. 97 senesinden 1 yıl sonra da Monsanto, Cargill firmasının tohum bölümünü satın aldı. Bu gün Cargill, Monsanto dediğimiz firmalar bırakın ülkemizi, dünya tarım ve gıda sektörüne yön veren firmalar. Cargill firması bu gün ülkemizde şeker sektörünün tek hakimi konumundadır.

   Ak Parti iktidarıyla birlikte tarımdaki çöküş iyice hız kazandı. Yerli tohum kullanılması neredeyse tamamen yasaklandı. Az önce isimlerinden sadece ikisini saydığımız firmalar eliyle her ürünümüz hibrit ya da diğer bir deyişle GDO’LU oldu. Daha önceleri tarımda kendi kendine yetebilen bir ülke konumundayken, şimdi ise dışa bağımlı olduk. Bu dışa bağımlılığında en üst noktası Amerika. Hali hazırda Amerika’dan 41 çeşit ürün almaktayız. Gelin görün ki aldığımız bu belli başlı 41 üründen bazılarının tohumları 100 sene önce ülkemizden çalınıp Amerika’ya gönderilen ürünlerdir. Örnek olarak da kavılca buğdayı gibi…

   Maruz kaldığımız tarım ve gıda istilası üzerine birçok şey söylenebilir. Şeker pancarı, buğday gibi ürünlerimizin ekim alanlarının plânlı bir şekilde azaltılması, bu ürünlerde yerli tohum kullanımının yasaklanması gibi. Üstüne bir de bunlar yetmiyormuş gibi günden güne artan diyabet, obezite ve en basitinden diş çürükleri gibi hastalıkları da ilave sorunlar olarak sayabiliriz.

   Bence yaşadığımız bu süreçte doların sürekli artmasından ziyade işin çok kısaca anlatmaya çalıştığım tarım ve gıda boyutu daha tehlikeli. Çünkü işin ekonomik boyutunu bir şekilde atlatabilirsiniz. Farklı para birimleri üzerinden ticaret, sanayi ve üretimde farklı ülkelerden ham madde temini gibi yollar izleyebilirsiniz. Hepsi ihtimaller dâhilindedir. Hatta bu saydıklarımdan çok daha mantıklı ve yapıcı bir çok yol vardır. Çünkü bu gün sadece Cargill firmasının özelleştirme yoluyla almış olduğu bir çok şeker fabrikası mevcut. İkili ticari anlaşmalara bağlı olarak Amerika’dan alınan birçok ürün mevcut. En basitinden yediğimiz ekmeğin yapıldığı un. Bu gün Amerika’nın tarım konusunda uygulayacağı bir ambargo kısa ve orta vadede ülkede bir iç karışıklığa yol açabilir. Birçok temel besin maddesine ulaşmak birkaç zaman sonra imkânsız hale gelebilir. Burada hemen aklımıza 2017 senesinde ambargo sonrası ülkemizden Katar’a gönderilen ürünler geliyordur. Ne yazık ki o ürünlerin bile neredeyse tamamının tohumları, ham maddeleri ya da katkı maddeleri yurt dışı ve çoğunlukla Amerika kökenli hibrit ürünleri.

   Tabi bunu medya organları birer kahramanlık olarak gösterebilirler. Haber bültenleri ve tartışma programlarında Amerika ve Batı’yı kötüleyen –ki zaten kötüler- yayınlar yapıp hemen peşine de yayınladıkları filmlerde de Amerikan ve Batı propagandası yapan medya ile sözde Kemalist, sözde Atatürkçü medya kuruluşları varken bizler maalesef bu gerçekliklerden uzak kalmaya mahkûm oluruz.

  Ülke olarak bundan sonra yapmamız gereken ise yeniden şuurlanarak Milli Görüş üzerine siyasi, ekonomik ve beşeri metotlar geliştirmek olmalıdır. Bu metotların geliştirilmesinde de her gün ekranlarda boy gösteren, gazete ve internet köşelerinde sözde millici ve sözde Atatürkçü güruhtan ve bunlara paye veren tepelerindekilerden kurtularak başlanılmalıdır. Değil ülkemiz bütün dünya ve bütün insanlık için yeniden Adil Düzeni bina etmeliyiz.

Bu yazı toplam 277 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Türk Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 501 01 99